|

Doğu Anadolu Bölgesini batıya
bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmaktadır. İl Sınırları içindeki en
önemli akarsu Fırat ve kollarıdır. 86 Km2 yüzölçümü olan Hazar Gölü, İl
merkezine 30 Km. mesafededir. İlimiz Keban, Karakaya, Kralkızı
ve Özlüce gibi baraj gölleri ile çevrilidir. Geçmişte karasal iklimin hüküm
sürdüğü Elazığ, yapılan ve yapılmakta olan barajların etkisi ile
ılıman bir iklime geçiş yapmıştır.
Elazığ
kent merkezinin geçmişi yeni olmakla birlikte yerleşim olarak bölgenin
tarihi oldukça eskidir. Bu nedenle Elazığ’ın tarihinin, devamı durumunda
olduğu Harput’un tarihi ile birlikte ele alınması gerekir.
Harput
ve yöresi, Anadolu’nun en eski yerleşme birimlerinden biridir. Nitekim,
Fırat Irmağı’nın çizdiği büyük yay içinde, sulak ve verimli bir ova üzerinde
bulunması, doğal kaya sığınakları, kara ve su hayvanlarının bolluğu
nedeniyle yöre, Paleolotik (Yontma Taş Devri M.Ö. 10.000) dönemden beri,
yerleşme alanıdır.
Elazığ
ve yöresinin yazılı tarihinin Hitit tabletlerindeki bilgilerle
aydınlatıldığı görülmektedir. M.Ö. 2000’lerde yörenin İşuva adıyla anıldığı
belirlenmiştir.
M.Ö. 12.
– 7. yüzyıllar arasında yöreye merkezi Van (Tuşpa) olan Urartular hakim
olmuştur. Urartu dönemi ile ilgili olarak, Harput Kalesi başta olmak üzere,
Altınova Norşuntepe’de ortaya çıkarılan Urartu yerleşmesi, Palu Kalesi,
Karakoçan (Bağın) ve İzoli (Kuşsarayı)’ndaki çivi yazılı kitabeler yöredeki
Urartu hakimiyetini açıkça ortaya koymuştur.
Daha
sonra bölgede Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Arapların değişik
dönemlerde egemen oldukları görülmektedir.
Büyük
Selçuklu hakimiyetinin Anadolu’ya kayması ile Harput’un Türk Yurdu olmasında
en önemli savaşın Malazgirt Meydan Muharebesi olduğuna şüphe yoktur.
1085
yılında Çubuk Bey tarafından fethedilen Harput’ta Çubukoğulları Beyliği
kurulmuştur. Türkler tarafından alınmasına kadar sadece müstahkem bir kale
hüviyetinde kalan Harput, Türklerle beraber büyüyen bir şehir haline
gelmiştir.
Çubukoğulları Beyliği’nin ömrü uzun sürmemiş, 1110 yılında Artuklu Belek
Behram Harput ve yöresini ele geçirerek Artukoğulları dönemini başlatmıştır.
Belek Gazi, Haçlı seferlerine karşı büyük mücadeleler vermiştir.
Artuklu
hanedanına, 1234 yılında I. Alaaddin Keykubad tarafından son verilmiş,
Harput bu tarihten itibaren Türkiye Selçuklu Devleti’nin hakimiyeti altına
girmiştir.
Kösedağ
Savaşı’ndan sonra Harput, 1243’te İlhanlılar tarafından zaptedilmiş, 1363’te
Dulkadiroğullarının, 1465’te Akkoyunluların ve nihayet Çaldıran Savaşı’ndan
sonra 1516 yılında Osmanlıların eline geçmiştir.
Coğrafi
konumu itibariyle tarihin hemen her döneminde önemli bir yerleşim merkezi
olan Harput, 1834’te doğu eyaletlerini ıslah etmek üzere görevlendirilen
Reşid Mehmed Paşa, ovada yer alan Agavat Mezrası’nı merkez haline getirince,
Elazığ Vilayeti’nin merkezi buraya taşınmıştır.
Yeni
kurulan şehir önceleri eyalet ve bilahare vilayet merkezi olmuş, bir ara
Diyarbakır Vilayeti’ne bağlı bir sancak haline gelmiştir. 1875’te müstakil
mutasarrıflık, 1879’da tekrar vilayet olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun
son yıllarında Malatya ve Dersim sancakları da buraya bağlanmış, 1921’de bu
iki sancak Elazığ’dan ayrılmıştır.
|