|
TAHA AKYOL
MİLLİYET
8 MART 2007
'ÇOCUĞUM KİTAP
OKUMUYOR'
EVİNDE kütüphane
bulunan ailelerden bile yakınmalar duyuyorum; çocuklarına kitap
okutamadıkları için. Kendileri pek kitap okumayan ana ve babalar
istiyor ki çocukları kitap okusun; ama bunu pek başaramıyorlar.
"Okuma" deyince dersten ötesi pek yaygın değil maalesef!
Üniversite hocalarından da böyle yakınmaları çok dinliyorum.
Bizde oldum olası kütüphane salonları çoklukla mevsimlik ders
çalışma salonları gibi çalışıyor; araştırma için gelenler çok
azdır!
Okuma alışkanlığını kazanmış bir toplum haline gelmeden, hızla
"görsel" bir toplum haline geliyoruz! Bilgisayar, internet elbette
çok iyi... Ama mukayese ve muhakeme etme, analiz ve sentez yapma
gibi zihni yetenekler yazılı kültürle daha çok gelişir.
Yeni medeniyette elbette "görsel"in işlevi çok büyük ama bizim
sorunumuz "yazılı kültür"ü yeterince özümsemeden "görsel"e
kapılmak...
Elazığ'da bir tecrübe
Okuma alışkanlığını kazandırmada aile ortamı, ailede 'kitap'ın
varlığı elbette önemli. Ama köylülükten şehirliliğe yeni geçmekte
olan bir toplum olarak bu alanda ciddi sorunlarımız var.
Bütün ümidimiz okullarda. Ortaöğretimdeki "roman özeti çıkarma"
ödevleri yakın zamana kadar çok yararlı bir işlev görüyordu. Artık
ödev vermek de çocukları kitaba yöneltmede eskisi kadar etkili
olamıyor.
Okulda genel bir "okuma" atmosferinin oluşturulması yönlendirici
olabilir diye düşünürdüm hep. Elazığ Valiliği "Elazığ okuyor" diye
bir program başlatıyor bugün. Gerçekten okullarda okuma atmosferi
oluşturacak bir program. Psikolojisi, pedagojisi de iyi
ayarlanmış.
Elazığ Valisi Sayın Muammer Muşmal'ın anlattığına göre, bütün
okullara "okuma saati" koyuyorlar, bütün okullarda "okuma
kulüpleri" kuruyorlar. Kitap okuma alışkanlığını özendirmek için
yarışmalar düzenliyorlar.
Sayın Vali Muşmal'ı ve eğitimcilerini kutluyorum.
Çok önemli bir tecrübe... Okuma alışkanlığı kazandırmaya dönük
böyle özel programların ne ölçüde etkili olacağı konusunda
Elazığ'daki bu tecrübe dikkatle izlenmeli, bilimsel raporlarla,
tartışmalarla geliştirilmelidir.
Herhalde, okulda çocuğa okuma alışkanlığı kazandırmak, "bilgi
ezberlettirmek"ten çok daha yararlıdır.
Madalyonun öbür tarafı
Elbette Türkiye'de "yazılı kültür" de gelişiyor. Bugünkü Türkiye
elli yıl, yüz yıl öncesine göre çok daha fazla ve çok daha çeşitli
kitap okuyor.
Refah ve iş çeşitlenmesinin gelişmesi artık bizde de mimari,
dekorasyon, seyahat gibi 'özel' alanlarda yayınların ortaya
çıkmasına yol açıyor. Mesleki kitaplarda adeta bir patlama
yaşanıyor ki bu ekonomik gelişme göstergesi olarak çok
sevindirici.
Ama "yazılı kültür"de almamız gereken mesafe hâlâ çok büyüktür,
sorun buradadır.
"Görsel"e evet ama kalitatif değerler, yaratıcı düşünce,
sorgulayıcı düşünce, sistematik düşünce ancak yazılı kültürle
gelişir. Temel bilimler, felsefe, edebiyat, tarih, sosyoloji,
siyaset bilimi gibi disiplinler de ancak yazılı kültürle gelişir.
Çocuklarımıza, yaşlarına göre, okuma alışkanlığı kazandırmanın
yolunu bulmalıyız. Aileler ve okullar olarak.
"Elazığ okuyor" programını kutluyorum ve ne ölçüde etkili
olacağını merakla bekliyorum.
|